26 Haziran 2009 Cuma

.

sanirim $u lakayit bloguma yazdigim yazacagim bundan daha önemli bir olay yok. michael jackson ölmüs. hic öyle "cocuklugumu yitirdim" gerzekligine girmeyecegim ama, hayal kirikligina ugradim gercekten. cok uzun senelerdir hep saygi kadar, koruyup kollama duygusu yaratti icimde michael jackson. ama kollayamadik i$te, yapayanniz gitti adam sanki. yanina birilerini almasina müsade etselerdi eminim gönüllüler cikardi. ben de elinden tutup yolcu ederdim herhalde, korkmasin isterdim. dünyanin en basarili, en zengin, en bimnemne insani da olsan böyle demek ki bu isler, acinasi olabiliyorsun. demek ki neymis? vay bizim halimize..

varliginla yoklugun öyle bir degil ki, $a$arsin maykil!

23 Mart 2009 Pazartesi

veda

icimdeki cocukca heyecani dirilten battlestar galactica'ya.. ve onunla beraber tam dile getirilemeyecek baska birseylere daha.

cocukken istedigim tüm kitaplari okuyamayacagimi, tüm filmleri izleyemeyecegimi, tüm sarkilari dinleyemeyecegimi kavradigimda hissettigim hayal kirikligi biraz olsun azalmadi bunca yilda. yine de defalarca okumaktan/izlemekten/dinlemekten pi$man olmadigim, hepsi benim birer parcam olmu$ bir sürü eser var. ve bunlardan alintilar yaptigimda, lafin geli$i onlara dair birseyler söyledigimde karsimda bunu anlayan birisi varsa, biyik altindan gülüyorsa (: kendimi o insana daha yakin hissetmemi saglayan..

abimi özlüyorum. birer sözle yüzlerce kelimelik sohbet etmeyi. yüzlerce kelimelik ama icinde bir tek söz olmayan bir sürü sohbet ediyorum her gün. bo$ vakitleri özlüyorum herhalde en cok. yaz sicaginda güne$likler kapali film izlemeyi, yazlikta denize gitmeye bile ü$enip sonra zar zor gidince sevinmeyi, ciplak ayakla ortalikta dola$mayi, kücük $eyleri.

8 Şubat 2009 Pazar

batsin bu dünya!

agresifim, kompleksliyim, ek$i sözlük yazariyim! alkollüyüm de üstelik! cok kafam bozuk be blog. sen bilirsin niye. cünkü e$$egin $eyinden dolayi, bilirsin. biseyleri beklemekten biktim. bos cabalardan biktim. yapmacik mutluluklardan biktim. beynini aldiran adam olup mutlu mesut yasamak istiyorum. tanidiklarimi tanimamak, yaptiklarimi hatirlamamak istiyorum. neyse parasi vereyim, anla$alim? kücük beklentilerin, kücük hesaplarin adami olup sadece bir gün sonrasini planlayarak yasayip gitmek hic de o kadar kötü gelmiyor simdi. izmir'de yasiyor, herhangi bir iste calisiyor olsaydim yasayacagim o tekdüze hayat da degil istedigim. bir seyleri isteyip onlarin hayalini kurmayi, hep "eksik bir $ey"i arayip, bir gün olacak güzel $eyleri beklemek istemiyorum. ignorance is bliss be blog, bilirsin.

21 Ocak 2009 Çarşamba

sennheiser

beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın
denizler ortasında bak yelkensiz bıraktın
öylesine yıktın ki bütün inançlarımı
beni bensiz bıraktın, beni sensiz bıraktın

ümit yasar oğuzcan

bu $ap$al hallerimi de seviyorum..

l'osservatore romano I

roma gezisi unutulmamasi gereken o kadar cok ayrintiyla doluydu ki yazmaya baslamaya bile üseniyorum. ama bu kez bu -cogunlukla güzel- detaylari unutmamak icin yazmam lazim. yolculuk ucuzluguyla dogru orantili olarak yorucu ve stresliydi. zaten ryanair ile ucabilmek icin saatlerce yollarda sürünmemiz gerekirken bir de her türlü firsattan yararlanmaya calismalari insani cileden cikariyor. bu kez de avrupa birligi vatandasi olmadigimizdan online check-in olanagindan faydalanamadigimiz icin havaalaninda check-in yaptirip gidiste 10'ar, dönüste 5'er euro ödemek zorunda kaldik. neyse o kisimlar tatsiz ve gereksiz direk termini''ye geciyorum. istasyonda otobüsten indigimizde gece 11'e geliyordu. maryelen'i bulmamiz 5 dakika bile sürmedi. zile basip beklemeye basladik. biraz sonra interkomdan bir erkek sesi "pronto"yla baslayip süper hizli bir italyanca ile birseyler söyledi ve kapiyi acti. fotograflardan da tanidigim güzel bir avluya gectik ama ortada in cin top atiyordu, herhangi bir tabela da yoktu. sonunda yine ingilizce bilmeyen bir amca yardimiyla loredana'ya kavustuk. loredana tahminimden de daha canayakinmis -ve dogal bir canayakinlik bu-. bize odalarimizi gösterip ihtiyacimiz olabiliecek bilgiler ve haritalar verdi. ertesi sabah kahvaltidan sonra solugu direk sokakta aldik. hem de mis gibi bir havada.

hatirladigim kadariyla önce santa maria maggiore'ye girip bir hayran olduk. bu kiliseyi önceki gece birseyler icmek icin disari ciktigimizda da görüp gözümüze kestirmistik zaten. sonra via cavour'dan asagi inip direk foro romano'ya ciktik. zaten bir ucunda piazza venezia, diger ucunda colosseo, forum boyunca uzanan via foro imperia'ya cikinca insan önce bir ne yana bakacagini sasiriyor. caddenin iki tarafinda devasa boyutlarda bir antik sehir var. bu koca arazi icinde neredeyse her dönemden kalinti görmek mümkün. o saskinlik gecene kadar bir kismimiz kaybolmustu bile ((: önce colosseo'ya gitmeyip piazza venezia'dan ve forum'un arkasindan dolasmayi kararlastirmistik. fotograf cekerek ve agzimizi kapali tutmaya gayret ederek saraya kadar geldik. saray'in sagini solunu gezerken de kalanlarimizin cogunu kaybetmistik. marta, ferdi ve ben teraslara cikmayi beraberce basardik. hatta marta ile ben sarayin tepesinde kiyida kösede kalmis kocaman bir kiliseye bile girip bir kez daha hayran olduk. terastan forum'un nefis bir manzarasi görünüyordu. ayrica o terastaki kafeteryada da gözüm kaldi. her tarafi camdan, dinlenmek icin sahane bir yer, fiyatlari da oldukca iyiydi. hatta cok iyiymis yau, sonradan anladim. güne daha yeni basladigimiza üzüldüm dogrusu, bir daha yolum düserse bir kahvelerini icerim (:


terasta ekibin cogunu bulduk, saray fasli bitince asagida diger herkesle bulusmayi da basardik. forum'un cevresinden dolanalim derken epeyce bir oyalandik. iceri girdigimizde hava iyice güzellesmisti. günesli bir havada sevdigin birseyi yapmak kadar güzel bir sey yok! ben az sonra genclerden ayrildim. forum turunu kendim yapip colosseo'a gececektim ki bir ta$in tepesinde bagirip cagiran yakisikli bir cocuk dikkatimi cekti (((: eleman tabi ki tur rehberiydi ve bedava bir tur yapiyordu. hemen pesine takildim. tabi ki tarih askiyla, allah allah! (: 1 saate yakin rehberimizin pesinden forum'u gezip cok güzel bir tur yapmis oldum. ayni sey sonra vatikan müzesi'nde de düsündüm, sirasi gelince anlatacagim: zengin olmayi en cok bunun icin istiyorum. bunun gibi turlar normalde ücretli ama kesinlikle ödedigin her kurusa degiyor. ta$larin veya resimlerin arasinda dola$ip kendi kendine cikarimlar yapmak neree, profesyonel bir rehberden veya bir kitaptan edindigin bilgiler nere. neyse böylece forum'da sezar'in yakildigi yeri, sehrin nasil metrelerce toprak altinda kaldigini vs ögrendim. oradan cikip colosseo'ya gittigimde giris saatinin sonuna 15 dakika vardi. baktim bizimkiler de anca kapiya gelmisler. o kalabalikta birbirimizi bulup iceri hep beraber girdik.

to be or not to eeaaah...

10 Aralık 2008 Çarşamba

denyonun biri ve denyo bi gün:

ranable:
yarin da icmem lazim
o zaman ben ders calisiyim simdi
ama önce odayi topliim
soracigima
karnim da ac degil ya tüh
hah
kitapligi düzenliyim
sora calisirim
nasi?

læ:
hahahaha
çok salaksın yaaa
bence odayı toplayıp
bi kahve yapıp hemen derse otur
4 saat ders çalış

ranable:
cüü$
4 saat ne be
bi ömür
...

ranable:
ne izliycem ben simdi odayi toplarken?
csi izlemeye baslayinca hep isi gücü birakip oturuyom
iyi olmuyo o

læ:
ulan izleme bişiy
daha hızlı toplarsın

ranable:
ya ortalii toplarken canim sikiliyi

læ:
kendi aklından düşün

ranable:
hahahahahahah
ne ne ne
ne düsüniyim peki kendi kendimin aklindan?

læ:
film düşün
işte
haayali
mesela ben bugece rüyamda hayvanat bahçesine gidiyodum yeni açılan
orclar vardı olm
çok ayıp ama
at insanlar vardı
filler vardı
bunları düşüneiblirsin

ranable:
öhm
öhöhö öhöm
simdi denizcim
ben yusuf dayimi aradim
sen simdi otur orda
birazdan gelip alcaklar seni tamam mi

læ:
ulan annemde şimdi hadi kalk giyin hadi hadi yusuf dayınlara gitçez diyip duruyo

ranable:
ahahahahah

læ:
aklsjdlkasj
ben de diyorum niye bu kadar ısrar ediyo

ranable:
simdi ben bagirta bagirta müzik dinlicem
at insanlar dedigin centaur mu oluyo bu arada?
onlari düsünebilirim
seviyorum onlari

læ:
orcları sevmiyo musun aşkolsun
centaur deildi ama bunlar
(osurdum)

ranable:
götü insan ba$i at?

læ:
bi at bi insan oluyolardı

ranable:
hmm
(cok iyi etmissin biravo)

læ:
arada centaurlar da olabilir

ranable:
(almanlar osurana bravo gegirene aferin diyolar ya)

læ:
(kötü bi osuruktu, çok kişiliksiz)

ranable:
(olsun kendini gelistirmeye calis)

læ:
(hahahaha)

ranable:
tamam centaurlar ve 2 saat ders konusunda anlastik!

23 Kasım 2008 Pazar

küf

az önce gaye'yle konustum. haberler iyi diye devam etmek isterdim ama olmadi. zaten kötü baslayan bir sabahti, simdi ortasina dogru da bir gelisme yok. nur$en hanim ölmü$ dedi. onlarin ilkokul ögretmeni idi nur$en hanim. 5-C'nin yani. biz 5-B'nin de en sevdigi ögretmendi o. acayip ne$eli, ufacik tefecik bir kadindi. galiba cok sigara iciyordu. daha o zamandan cildi burus burus olmustu. kisa bakimli saclari vardi, röfle yaptiriyordu sanirim. hep güldügünü hatirliyorum, o yüzden kizdigi zaman gercekten korkar, üzülürdük. ayfer hanim kötü polisse, o iyi polisti. onunla ilgili en net anim, yine bir 1 Nisan'da iki sinifin yer degistirip bir de üstelik siralari ters cevirdigi günden. kendi sinifina girip, arkasi dönük oturan bir sinif bulunca, hele de onlarin kendi ögrencileri olmadigini görünce ne$eli ne$eli gülmüstü yine. kendimizi biraz gelistirmisiz hic olmazsa (:

birden bire ayfer hanim ölürse(? ölürse yazmisim :|) ne olacak diye düsündüm. senelerdir hep böyle hirrss hirrsss diye icten gelen bir öfkeyle söz ediyorum ondan. pisman olacak miyim diye. olacagim herhalde. cünkü kendimi ve bu öfkeyi bir arada düsünmekten utaniyorum, yakistiramiyorum kendime. ama baska türlüsü de icimden gelmiyor. biz daha minicik cocukken hükmetme sevdasini, ayrimciligi, soguklugu icimize isleten kadini affedemiyorum. niyeti iyiymis, oymus buymus, ne olursa olsun. hafizami zorluyorum "bazi" ögrencilere öylesine veya icten gelerek sefkat gösterdigi bir ani hatirlamak icin. aklima gelmiyor. belki haksizlik ediyorum. ama biz onu allah yerine koyarken, o güveni, o teslimiyeti kötüye kullanmis gibi geliyor. daha 6-7 yasinda mini mini cocuklarin anti-adalet duygusunu ögrenmesi fena bir sey.

icimdeki bütün o küflenmis yivi$ yivi$ (: duygulari buraya dökmek istemiyorum cünkü gercekten haksizlik olacak. muhakkak bize ögrettigi güzel seyler de olmustur. en azindan adaletin, dogrunun, mükemmelin teorisini ögretti, onu biliyorum. ve bunlarin hic bir zaman yeterince uygulanamayacagini da. karsimizdaki ayfer hanim olmasaydi nasil cocuklar, nasil büyükler olacaktik onu merak ediyorum bir de en cok.

nur$en hanim'a sevgilerle.