29 Temmuz 2009 Çarşamba

30 (yaziyla otuz)

dogum günüm geceli epey olmustu. cok da güzel bir gündü, tam istedigim gibi sessiz sakin gecirmistim. ne kacirdigimin farkinda degilmisim megerse. pazar günü cevahir'in arkadaslari gelecek diye yatagimi toplayip, du$umu alip yine görev ba$ina kanepeme dönüp yumusacik battanyeme sarildim. onlar haril haril hazirlik yaparken kanepemde uzanmis mal varligimi sava$ ve bari$ e$liginde (manidar olmu$ bu bak) sürdürüyordum ki, cevahir eksik bir seyleri almak icin disari cikti. ben de bir silkinip kendime geleyim, kiza azcik yardim edeyim diye toparlandim, battanyemi katladim, elimi yüzümü yikarken tekrar kapi acildi. banyodan cikip salona girince gördüm ki, cevahir'in tamamlamaya ciktigi eksik evren, kadriye, tugba ve murat'mis (:

biraz sonra ferdi'yle marta, onlardan sonra cevahir'in arkadaslari, sonra yusuf, enver ve eda geldiler. öyle cok ve $ahane hazirlik yapilmisti ki hem yiyecekler, hem hediyeler beni ihya etti. böyle orjinal hediyeler icat edebilen arkadaslar konusunda cok $ansliyim. 30. ya$im anisina kocaman, piril piril bir dergim oldu! o gün yanimda olamasalar da "yapimda ve yayinda emegi gecen" kerem, bari$, esra, nesrin, deniz, salih, alihan, idris ve kerstin'i de öpeyim unutmadan.

okurken o kadar cok güldüm ki, üstelik her aksam ayni sayfalari tekrar tekrar okuyup gülmeye devam ediyorum. masallah bizimkiler gecen sene baris icin cikardigimiz gazeteden sonra basin yayinda oldugu kadar casuslukta da isi epey ilerletmisler ((: benim bile unuttugum fotograflar, yazilar var sayfalarda. o kadar güzel bir zamanda geldi ki bu hediye, sanirim dogum günümde almis olmamdan cok daha iyi oldu böyle gec elime gecmesi.

her sayfa, her yazi ayri ayri üzerinde saatlerce konusabilecegim kadar güzel olmus. ama ilk önce sunu söylemek isterim: photoshop harikasi the ranables fotograflarina asiri güldüm ama bir yandan da cok korktum. adeta icimde sessizce yatip hortlamayi bekleyen bir adet tansu ciller var gibi hissettim ((:

o günün sonunda hem dergi, hem arkadaslarim sagolsun kendime epeyce geldigimi farkettim. nitekim pazartesiden itibaren her gün yükselen bir grafikle adam gibi ders calisabildim. yine de her seyi cuma günkü sinava yetistirip yetistiremeyecegimi simdi tahmin edemiyorum.

dergiyi picasa'ya albüm olarak yükleyeyim, oradan okumasi zor oluyor ama hic yoktan iyidir. bugün hepsini yetistiremesem bile gerisi yakinda gelir. amin!

* o günki bütün fotolarda basim önüme egik cikmisim. ya dergi okuyorum, ya pastaya bakiyorum..

yeraltindan notlar

dün frau top-zek aklimdan gecenleri bi yerlere dökmemi önermisti. aslinda sinavdan sonra yani haftasonu oturup yarim saatimi sadece üzülmeye ayirmami (: , bu arada da aklimdan gecenleri yazmami istemisti ama ben ders calisirken nefes almak icin arada bir kacip kacip buraya gelecegim galiba.

* sacma ama ilk notum sevimli danismanimla ilgili: kadinlar iki soyadi kullanmak yerine iki soyadini birlestirip ne$eli ba$ka bir isim bulsun ve kullansinlar. frau fitzek-toepsch nedir ya? topzek, topkek (hamile oldugu icin daha bi yakisti) deyip cikiliyor sonra i$te i$in icinden. :P

* gecen hafta suratima "bu iliskiyi kurtarmak zorunda degilsiniz, biliyorsunuz degil mi?" dendiginde japon cizgi filmlerindeki gözleri koca koca acarak $a$irma efekti gibi bir "heeaaaaa???" dememek icin kendimi zor tuttum. benim niye aklima gelmedi diye hayiflandim.

* birileri yine benden iyisini söylemis, bugün tesadüfen karsima cikti. sözlükteki sirlar dünyasi hissiyati sasirtmaya devam ediyor. o kadar strong bir presence var ki, vay anasini..

aldatmayacagim bir herif istiyorum

gerçek yüzümle, gerçek ruhumla karsisina çiktigimda çirilçiplak, bana ayçiçeklerinin günese döndügü gibi dönecek, gözlerini içime diktiginde gördügü seylerden igrenmeyecek, ve uzandiginda bütün yaralarimi sarmak için yanima, sifali gülüsüyle bana dokunacak, taniyinca bile yine de sevecek, aslinda benden vazgeçmeyecek birini bekliyorum, anlamina gelir. baska biriyle degil, baska biri görünüp aldatmayacagim, beni ben oldugum için (ve ben olmama ragmen) sevecek birini bekliyorum demektir.

(mylia, 20.09.2005 10:49 ~ 10:52) #8225185

* simdilik son notum da en aciklisi: bu gidi$le seneye geleneksel gerrain $iir ödülleri'nde ba$a oynarim..

...

* gecen hafta bir de "nasil yaptim böyle bir seyi hala aklim almiyor, ben böyle bi insan degilim" dedigimde, "görünen o ki öyle bir insanmissiniz, insansiniz neticede." dendiginde de bir japon olu$um vardi ki hic unutmamaliyim.. "heeeaaaaaa???"

* gecen hafta boyunca zamanimin cogunu mal mal yatip kitap okuyarak gecirmemden ötürü özgürlerin evdeki mal varligini baya arttirdigim konusunda abimle görüs birligine vardik. ouff...

* sürekli "benden nefret ediyo musun?" diye soran birisinin sonunda sizden nefret etmesi garip bir sey.

24 Temmuz 2009 Cuma

it's such a shame..

lakayit bloguma yazacak daha ne "önemli" olaylar varmis megerse. en azindan $ahsim adina..

birkac aydir ortalikta yoktum ya, sebebi belliydi; yine bir stockholm yolculugu ve yeni bir a$k. bu kez $ehre degil ama, $ehrin anlamini tamamen degistiren bir kisiye. 4-5 ay sürdügünü duyunca insanlarin takindigi "eh daha bir sey degilmis" tavrinin aksine "cok sey"di ne yazik ki. ve geriye kalan öyle kocaman bir bosluk ki, simdi onu tanidigim 1 yilin öncesine bile dönemiyorum. cok önceden beri kurdugum stockholm'e yerlesme hayalleri gözüme kabus gibi görünüyor. orada mutlu olabilecegimi hayal bile edemiyorum simdilik. nerede olacagimi ediyorum ki, o da ayri bir soru.. uzak, yakin tüm hedeflerim, hayallerim yok olduguna göre kendime yeni hayaller kurmaliyim artik. bir kez daha..

2 yil önce yine burda sana "kendime yeni bir ben lazim" diyerek degistirdigim her seye bir süre daha mahkumum, ama eninde sonunda yine bir seyler degisecek, simdi icimden gelmese de degistirmeden duramam biliyorum. ve kendimi yeniden sevmeyi ögrendikten sonra, bir baskasini da sevecegim. hem kalbimle, hem aklimla.

26 Haziran 2009 Cuma

.

sanirim $u lakayit bloguma yazdigim yazacagim bundan daha önemli bir olay yok. michael jackson ölmüs. hic öyle "cocuklugumu yitirdim" gerzekligine girmeyecegim ama, hayal kirikligina ugradim gercekten. cok uzun senelerdir hep saygi kadar, koruyup kollama duygusu yaratti icimde michael jackson. ama kollayamadik i$te, yapayanniz gitti adam sanki. yanina birilerini almasina müsade etselerdi eminim gönüllüler cikardi. ben de elinden tutup yolcu ederdim herhalde, korkmasin isterdim. dünyanin en basarili, en zengin, en bimnemne insani da olsan böyle demek ki bu isler, acinasi olabiliyorsun. demek ki neymis? vay bizim halimize..

varliginla yoklugun öyle bir degil ki, $a$arsin maykil!

23 Mart 2009 Pazartesi

veda

icimdeki cocukca heyecani dirilten battlestar galactica'ya.. ve onunla beraber tam dile getirilemeyecek baska birseylere daha.

cocukken istedigim tüm kitaplari okuyamayacagimi, tüm filmleri izleyemeyecegimi, tüm sarkilari dinleyemeyecegimi kavradigimda hissettigim hayal kirikligi biraz olsun azalmadi bunca yilda. yine de defalarca okumaktan/izlemekten/dinlemekten pi$man olmadigim, hepsi benim birer parcam olmu$ bir sürü eser var. ve bunlardan alintilar yaptigimda, lafin geli$i onlara dair birseyler söyledigimde karsimda bunu anlayan birisi varsa, biyik altindan gülüyorsa (: kendimi o insana daha yakin hissetmemi saglayan..

abimi özlüyorum. birer sözle yüzlerce kelimelik sohbet etmeyi. yüzlerce kelimelik ama icinde bir tek söz olmayan bir sürü sohbet ediyorum her gün. bo$ vakitleri özlüyorum herhalde en cok. yaz sicaginda güne$likler kapali film izlemeyi, yazlikta denize gitmeye bile ü$enip sonra zar zor gidince sevinmeyi, ciplak ayakla ortalikta dola$mayi, kücük $eyleri.

8 Şubat 2009 Pazar

batsin bu dünya!

agresifim, kompleksliyim, ek$i sözlük yazariyim! alkollüyüm de üstelik! cok kafam bozuk be blog. sen bilirsin niye. cünkü e$$egin $eyinden dolayi, bilirsin. biseyleri beklemekten biktim. bos cabalardan biktim. yapmacik mutluluklardan biktim. beynini aldiran adam olup mutlu mesut yasamak istiyorum. tanidiklarimi tanimamak, yaptiklarimi hatirlamamak istiyorum. neyse parasi vereyim, anla$alim? kücük beklentilerin, kücük hesaplarin adami olup sadece bir gün sonrasini planlayarak yasayip gitmek hic de o kadar kötü gelmiyor simdi. izmir'de yasiyor, herhangi bir iste calisiyor olsaydim yasayacagim o tekdüze hayat da degil istedigim. bir seyleri isteyip onlarin hayalini kurmayi, hep "eksik bir $ey"i arayip, bir gün olacak güzel $eyleri beklemek istemiyorum. ignorance is bliss be blog, bilirsin.

21 Ocak 2009 Çarşamba

sennheiser

beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın
denizler ortasında bak yelkensiz bıraktın
öylesine yıktın ki bütün inançlarımı
beni bensiz bıraktın, beni sensiz bıraktın

ümit yasar oğuzcan

bu $ap$al hallerimi de seviyorum..