8 Eylül 2009 Salı

uçuyorum ömerciğim*

 
ranable on air
o kadar ki, bu kadar olur..
 
fotografi özlem, stuttgart'in orta yerinde, kleiner schlossplatz'daki waranga denen piyasa mekana nazir cekti. öyle yapti ki stuttgart bana dar gelsin, kacacak yer bulamayip dortmund'a geri döneyim.. ben de bu fotografi cektirdikten 5 dakka sonra kactim gittim ordan (: yeri gelmisken, fotografin adini da sanatci kendisi koydu, ben de bundan uygununu bulamazdim (((: 
 
* vakti zamaninda turgay $eren mi birisi ömer üründül'e böyle dediydi de senelerdir $okunu üzerimden atamadim. kullanmak bugüne kismetmis..

6 Eylül 2009 Pazar

gecmi$ini kesen adam: a ranable story

haftasonu iki birbirinden enteresan film izledik.

bilek kesenler/wristcutters: a love story kesinlikle son zamanlarda izledigim en güzel filmdi. acayip orjinal konusunu mu, basrol oyuncularinin tatliliklarini mi, araba koltugunun altindaki kara deligi mi, yolun ortasina yatmis horul horul uyuyan ulu bilge tom waits'i mi anlatayim bilmem.. o ne$eli müzikler de tahmin ettigim gibi gogol bordello imi$, acayip de yaki$mi$. en kisa zamanda bir yerlerden edineyim, tekrar tekrar izleyeyim.

gecmisi olmayan adam'i da özlem'le sabahin 3 bucugunda uykuya gecme filmi olarak sectik ama tüm yavasligina, sakinligine ragmen film süresince uykuya dalmaya kiyamadik. "helsinki usulü sefalet" diz boyu olmasina ragmen insanin icini karartmayan cok garip bir filmdi. filmin highlight'i bahcesinden 8 patates hasat eden anadolu cocugu M ve ac kom$usunun diyaloguydu. kom$usu, "yemek icin sogan da lazim, ben sogan koyayim sen patates" teklifiyle geliyor ama gecmisi olmayan adamimiz 8 patatesin 3'ünü ki$a saklayacak , 2'sini yeniden ekecek("biz ciftciler gelecegi de düsünmek zorundayiz, siz $ehir cocuklari gibi günümüzü gün edemeyiz"), 3'üyle de yemek yapip irma yengeyi davet edecek(öss problemi mübarek:), o yüzden $ehir cocugu olmayi reddedip "ani yakala yahu!" diyen komsusuna "hadi canim, hadi arkadasim" cekiyor. ((:

haftasonundan anlatilmasi gereken daha bir ton $ey var ama $imdi yanniz evime geri dönmenin üzüntüsü icinde layikiyla anlatamam diye bir sey yazmiyorum. yalniz $urasi belli ki, bu gidi$ son olmayacak (:

4 Eylül 2009 Cuma

in rainbows.. after the rain (:




42 below vodka - because we can!

good times

good times

hayal kirikligi, üzüntü ve muz kabugu.

"bo$ zamanlarimda sinema severleri döverim. cünkü cok severler sinemayi. kimse beni o kadar sevmedi."

good times - prag'dan alinabilecek onca hatira icinden bu en güzeliymis gibi geldi bana. "kendimle .a$$ak gecemeyeceksem kimle gececegim?" serimden nadide bir parca..

2 Eylül 2009 Çarşamba

haydi gel icelim!

plan bu.

b plani yok.

cuma'dan pazara stuttgart, yine özlem ve güzel sesli güzel arkadasi kader'le sakin sakin, tatli tatli* bikac gün gecirme $ansi. sakin dediysem, beklenebilecegi gibi bol müzikli ve alkollü olacak herhalde.

bu vesileyle yüksek sadakat'i de öpelim böyle $ahane bi $arki icin, $air burda ne demek istemi$ pek umrumda degil ama benim dinlemekten ve söylemekten cok zevk aldigim bi sarki oldu. eyvah! kalbimin ku$u ucmu$!! :| derken nasi icmem yahu? yine de bu evrende bi toz oldugumu bilmek cok rahatlatici.. (:



bugün çok yorulmuşsan
her yerde arayıp yine de bulamamışsan
o seni unutmuş, sen unutamamışsan
kalbinin kuşu uçmuş, sen tutamamışsan

haydi gel
haydi gel içelim
derdini al da gel
haydi gel içelim
bu evrende bir tozsun
tarih seni unutsun
haydi gel içelim

topla da gel (allah allah? :)
haydi gel içelim
hepsini al da gel
haydi gel içelim
mazi kalbinde yaraysa
unut artık ne varsa
haydi gel içelim
yerlere düşelim!!!

* öyle günleri düsününce aklima chill out lafi geliyo ama o lafa da, bazen müzik türüne de sinir oluyorum. o yüzden baska bir kelime düsünüyorum yerine kullanilabilecek, bulamiyorum..

28 Ağustos 2009 Cuma

topla gel

araba park eder gibi bi tatildi.

o nasil oluyor derseniz $u $ekilde: "selbes abla selbes.. gel gel! topla gel, topla gel.. gel gel gel gel.. hooop vurdun!"

topladim geldim sözün özü. en son manevrada vurunca epey bi cizik kaldi tabi ama birayla cilasini attik mi yine olur piril piril. ne de olsa ben de hobbit sayilirim yari yariya. sefahat insaniyim; azicik günes, biraz ilgi alaka gördüm mü, bir de bayramlik anne ithal ettim mi cicek gibi olurum. amir!

bu receteye bakinca zaten görülüyor ki türkiye'ye gitmek yapilacak en dogru hareketmis gercekten. acayip balik yedim bi kere! o da degil, kuzen zamiasi gibi yar da olmuyor. literally! istanbul ayri, izmir/cesme ayri güzel geldi. bir moda iskelesi, bir okey masasi, esasen böyle kiral bir sülale nelere kadir $a$arsiniz.

bi gün abim, ben, emor, morot kebapciya gittik. abim "raki icer misin?" diye sordu. "yok yav benim kafa gitti yine zaten, bi de raki icersem.." dedim. "nereye gitti kafa, dur gitmesin" demeye kalmadan ya$lar ba$ladi mi yanaklardan pitir pitir dökülmeye. emor'la morot bir telaslanacak oldular ama yapilari müsait degil ((: emor gözlerini aca aca "aaa abi!" diyip kollar dirseklerden bükülü bikac robot hareketi yapti yine. morot arkasina yaslandi, bi daha önüne egildi filan. icinden söyleniyor mu ne? kendince morotsal sakinlikte hareketlere girdi o da iste (: hayir isin kötüsü insan doyasiya üzülemiyor bile adamlarin yaninda, dogal hallerine bakip neseleniyorsun cünkü. üstelik ortamda bir de "teorisyen yusuf usta*"nin maharetle yaptigi kebaplar var.. (:

denyocugumdan da ayrilmak bu kez cok daha zor geldi. kudû son zamanlarda beni cok hislendirdi valla. telefonda ne zaman sesim titrese bakiyorum karsidan titriyor bizimki de, bana titrek titrek "sen takma kafana hic biseyi iyi mi?" diyor (: ondan sonra bende bi$iyler oluyor zaten, icim fi$ki gibi kayniyor, derdim tasam yarilaniyor aninda.

izmir'de arkadaslarimin neredeyse hic biriyle görüsmedim, bir tek özmen'i askere yolcu edip kivircigimi cok kisacik görebildim. karni büyümüs bile!! (: kivir kivir bir essek sipasi yegenim olacak kesin heyoo! ay cok heyecanli.. (:

ya aslinda bir sürü sey oldu:
* istanbul'da merve'yle görüstüm, kisa kisa ama bir sürü. doyamadim.
* olu$um yillar sonra yeniden bir araya geldi, "bu sefer kesin parayi kiriyoruz" sloganiyla ve henüz iceriginden haberdar olamadigim son derece profesyonelce hazirlanmis bir manifestoyla yola ciktik, hadi hayirlisi..
* bagdat caddesi'ne cikarken façonnable adinda bi magaza gördük, fotografini cekicez diye trafigi birbirine katiyorduk. bundan sonraki nick name'im belli oldu!
* ufuk teyzemlerde, sariyer ordu evinde, yusuf dayimlarin yazlikta ve evimizin balkonunda olmak üzere mükemmel baliklar yedim. na böyle böyle..
* sirket bilgisayarim otobüste üst raftan kendini atti, monitöre siki$an 130 lirayi cikartinca yeniden sagligina kavu$tu.
* efendi babamla annanemin yeni evini gördüm, cok begendim. hem eski eve benziyor, hem konforlu.
* izmir'de özlem'i gezdirme bahanesiyle yapmak istedigim her seyi yaptim: kordon'da bira, hisarönü cinaralti'nda kahve, kizlaragasi hani'nda alisveris, aksüt'te kaymakli ekmek kadayifi, konak pier'de cay, inciralti'nda aksam sefasi..

netice itibariyle beni öyle bir sevgiyle depolayip geri postaladilar ki, simdi düsündükce oldugum yerde bir seviniveriyorum. ayiptir söylemesi simdiden özledim.

türkiye'den sonra bir de hayal edebilecegimden cok daha güzel bir prag gezme tozmasi oldu tabi. radiohead konseriyle birlesince tarihime adini altin harflerle yazdiran bir tatil oldu. vurugu cizigi de feda olsun ne yapalim. onu da baska bi yazida anlatayim artik.

* yer: yusuf usta kebapcisi / tarih: 08.08.09
- abi yusuf usta kimmis ya? o mu yapiyo kebaplari? burda mi? cagirsak gelir mi?
+ abi o teorisyen. buranin fikri ondan cikmis..

1 Ağustos 2009 Cumartesi

yine dene, yine yenil

"her zamanki gibi. sıkıLdık evet. yeni baslangiclardan. yine yeni yeniden deneyip, yine yeni bir baslangica gecmelerden. evet yine ve yeni kelimelerinden de sıkıLdık. hayatimizi kelimelere dökerek enteresan hale getirmelerden."

842 gün sonra ayni noktaya dönmek ne garip.



* i'm yours'tan you and i both'a 5 ay.